Kollej, Mandalina, Başkan
“Ben Gönen’de doğdum, otuz yıldır görmediğim bu şehir artık yavaş yavaş hayalimden silinmeye başladı…” cümlesi ile başlayan bir paragraf. Ömer Seyfettin’e ait. Bu yazıdan birkaç ve diğer sorular ile girilen sınav. İlkokul 5.sınıftan ortaokula geçiş döneminde. O günün heyecanı hafızamda hala tazeliğini korumakta.
Kazanılan imtihan. Kollej! Parasız yatılı. Altmışlı, yetmişli yıllarda Yağlıdere’den yüzlerce öğrenci benzer serüveni yaşadılar. Bu dönemdeki fedakar öğretmenlerimizden benim aklımda kalanlar: Rahmetli Hüseyin Pul ve Mustafa Kara. Diğerleri; Ziya Birinci, Mustafa Eroğlu, Ahmet Yağlıdere, Cemal Kır, Mustafa Yılmaz. Şimdilerdeki üniversiteye girişte yardımcı olanlardan daha fazla bir gayret ve şevk ile çalışan bu insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
Bu dönemin bir çalışma ile değerlendirilmesi ve kitaplaştırılması emeği geçenlere en güzel vefa ve Yağlıdere için güzel belgelerden biri olur kanısındayım.
Minibüs dolusu öğrenci. Kırhasanoğlu Hasan, Ahmet Pul, Rahmetli Melikoğlu Deli Sebahattin’in minübüsleri ile başlayan ve yıllarca sürecek serüven. Samsun - Ladik, Beşikdüzü , Gümüşhane, Trabzon, Erzurum. Kastamonu, Sivas…
Bizim bahtımıza Rize çıktı. Rize Lisesi. Lise olduğunu orada öğrendik. Yaklaşık kırk kişi idik o yıl. Şimdi kişi oldular! O zaman çocuktular. Hem de ana kuzuları. Elli kişilik yatakhane, gece- gündüz etüd, sabahın altısında uyanma, çamaşır yıkama, birkaç kurnalık hamam, gurbet, yalnızlık, kimsezlik, çaresizlik, üç öğün sıcak yemek, arkadaşlık, dostluk, kardeşlik.. Ne ararsan var derler ya, onun gibi bir şey.
Bizlerin geçtiği bu zaman diliminden çoçuklarımız geçsin mi? diye bazen düşünürüm. "Evet" demeye gönlüm hiç razı olmaz. Herhalde en güzeli aile ile; kardeşler ile anne, baba ile bir arada olmak.
Şimdi kişi olanlardan birisi de Şevket Kaya idi. Bir önceki dönemdeki Belediye Başkanımız.
Sanırım bir iki yıl beraber okuduk. O ve kardeşi Adnan sonrasında Gümüşhane’ye gittiler. Şevket, ile birlikte bir iki arkadaş birkaç kez geceleyin yastık kılıfları ile mandalina bahçelerine uğramıştık. Birkaç yıl önce Şevket Başkan’a “ Şevket ne yapacağız mandalinarı” diye sordum. “Vallahi gardaş ben Rize’ye gittim o bahçe sahiplerinden helallık aldım” dedi.
Ben buna şahidim. Başkanlığına Yağlıdere’miz.“Darısı bizlerin başına” diyelim.
Allah; hepimize hayırlı ve güzel bir gelecek versin İnşallah.
Ayhan Bölük
Kazanılan imtihan. Kollej! Parasız yatılı. Altmışlı, yetmişli yıllarda Yağlıdere’den yüzlerce öğrenci benzer serüveni yaşadılar. Bu dönemdeki fedakar öğretmenlerimizden benim aklımda kalanlar: Rahmetli Hüseyin Pul ve Mustafa Kara. Diğerleri; Ziya Birinci, Mustafa Eroğlu, Ahmet Yağlıdere, Cemal Kır, Mustafa Yılmaz. Şimdilerdeki üniversiteye girişte yardımcı olanlardan daha fazla bir gayret ve şevk ile çalışan bu insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
Bu dönemin bir çalışma ile değerlendirilmesi ve kitaplaştırılması emeği geçenlere en güzel vefa ve Yağlıdere için güzel belgelerden biri olur kanısındayım.
Minibüs dolusu öğrenci. Kırhasanoğlu Hasan, Ahmet Pul, Rahmetli Melikoğlu Deli Sebahattin’in minübüsleri ile başlayan ve yıllarca sürecek serüven. Samsun - Ladik, Beşikdüzü , Gümüşhane, Trabzon, Erzurum. Kastamonu, Sivas…
Bizim bahtımıza Rize çıktı. Rize Lisesi. Lise olduğunu orada öğrendik. Yaklaşık kırk kişi idik o yıl. Şimdi kişi oldular! O zaman çocuktular. Hem de ana kuzuları. Elli kişilik yatakhane, gece- gündüz etüd, sabahın altısında uyanma, çamaşır yıkama, birkaç kurnalık hamam, gurbet, yalnızlık, kimsezlik, çaresizlik, üç öğün sıcak yemek, arkadaşlık, dostluk, kardeşlik.. Ne ararsan var derler ya, onun gibi bir şey.
Bizlerin geçtiği bu zaman diliminden çoçuklarımız geçsin mi? diye bazen düşünürüm. "Evet" demeye gönlüm hiç razı olmaz. Herhalde en güzeli aile ile; kardeşler ile anne, baba ile bir arada olmak.
Şimdi kişi olanlardan birisi de Şevket Kaya idi. Bir önceki dönemdeki Belediye Başkanımız.
Sanırım bir iki yıl beraber okuduk. O ve kardeşi Adnan sonrasında Gümüşhane’ye gittiler. Şevket, ile birlikte bir iki arkadaş birkaç kez geceleyin yastık kılıfları ile mandalina bahçelerine uğramıştık. Birkaç yıl önce Şevket Başkan’a “ Şevket ne yapacağız mandalinarı” diye sordum. “Vallahi gardaş ben Rize’ye gittim o bahçe sahiplerinden helallık aldım” dedi.
Ben buna şahidim. Başkanlığına Yağlıdere’miz.“Darısı bizlerin başına” diyelim.
Allah; hepimize hayırlı ve güzel bir gelecek versin İnşallah.
Ayhan Bölük











